Çocuk Ve Benmerkezcilik


Çocuk doğumdan itibaren benmerkezcidir; dünya onun etrafında döner. Anne-bebek ilişkisinde anne çocuğun ihtiyaçlarını gideren, bakan, kollayan , her an yanında olandır. Çocuk her çağırdığında annenin ya da ona bakan kişinin ihtiyaçlarının giderilmesine alışkındır; annenin olmadığı an çocuk kendini güvensiz, çaresiz hisseder. Bebeklik sürecinde bebek her ağladığında ihtiyaçlarının giderilmesi yani ebeveynlerin bebeğin yanında olması gerekmektedir.

İki yaş civarı çocuk yine dünyanın merkezinde hissettiği ‘korkunç iki yaş (terrible two)’ sürecindedir. Bu sürecin özelliği yine çocuğun istediğinin ‘şimdi, burada ve anında’ yapılmasını istediği, olmazsa kıyametin kopacağı yani ebeveynlerin kendilerini çok çaresiz hissettiği dönemdir. Bu dönemde ebeveynler çocuğa ‘sınır’ koymayı yani olması ve olmaması gerekenleri öğretmeleri gerekmektedir. Aksi halde çocuğun istedikleri olduğunda hırçın, doyumsuz, isteklerinin ardı arkası kesilmeyen bir kısır döngüne girilmiş olur ve bu ne çocuk ne de ebeveynler lehindedir. Çocuk dışarıda ebeveynlerin gösterdiği tahammül ve sınırsızlığı bulamayacağı için dış dünyada baş etmekte zorlanır , çabuk hayal kırıklığına uğrar ve sosyalleşme sürecinde zorlanır. Yuva sürecinde ayrılık endişesi yaşanır ve okul reddine kadar varan bir süreç yaşanabilir.

Üç ve beş yaşlar arası çocuğun cinsel kimliğini ve rolünü kazanmaya başladığı yaşlardır. Kız çocuk babaya , erkek çocuk anneye büyük bir ilgi ve sevgi duyar ve anne-babayı paylaşmak istemez. Bu dönemde çocuğun aşırı ilgi ve sevgisini kazanan ebeveyn çocuğun her istediğini yapmakta ve onu aşırı kıymetli varlık haline getirerek onun bireyselleşme sürecine ket vurmakta ; aynı zamanda istekleri , talepleri anında giderilen, aşırı doyumsuz çocuklar haline getirmektedir. Bunun sonuncunda arkadaş ilişkilerinde kendi istediği olmadığında aşırı tutturma , öfke, vurma davranışı, paylaşım konusunda sorunlar ortaya çıkabilir.

Ebeveynler ve çocuk arasındaki ilişki yani aralarındaki sevgi ve saygı, konuşma dili, davranışlar , düşüncelerini ifade ediş şekilleri çocuk için model oluşturmakta ve çocuk ebeveynleri model alarak öğrenmektedir. Yani dünyanın merkezinden çıkma sürecini çocuğa ebeveynleri öğretecektir , kural ve sınırları koyacaktır ki bu olmazsa okul sürecinde hoş olmayan olaylar yaşayarak ve zorlanarak çocuk bunları öğrenecektir.

İstediği olmadığında çocuk beklemeyi öğrenmeli, ağladığında süratle arzusu giderilmemelidir. Çocuktan istenilen ve beklenilen davranışlar izah edilerek çocuğa anlatılmalıdır. Çocuk nasıl davranacağını doğuştan bilemeyeceği için anlatılmayan, öğretilmeyen davranışları kendiliğinden yapmasını beklemek yanlış olacaktır. Yaşına uygun beklentiler olmalı, azar ve tehdit olmadan kurallar anlatılmalıdır.

Aynı zamanda çocuğun oyuncak alımı sınırlandırılmalı, onu oyun gruplarına katarak sosyalleşme sürecine destek olunmalıdır.